Ahlak: Genetik Bir Kod mu, Vicdani Bir Refleks mi?
”Bir anne kendi evladına ‘mama şefkati’ verirken, bir kol mesafesindeki açlığa nasıl bu kadar körleşebilir? Ahlak, başkasının acısı karşısında iştahımızın kaçması değil miydi?”
”Bir anne kendi evladına ‘mama şefkati’ verirken, bir kol mesafesindeki açlığa nasıl bu kadar körleşebilir? Ahlak, başkasının acısı karşısında iştahımızın kaçması değil miydi?”
Eudora Welty’nin 1973’te Pulitzer Ödülü’ne layık görülen romanı İyimser Babanın Kızı, Can Yayınları’nın ocak ayı kitapları arasında.
Altın ve Bakır filmi, herkesin aradığı bir iksirin tarifini veriyor. Bu iksir saf sevgiden başka bir elemente ihtiyaç duymuyor.
Unutulmuş yemeklerin ve hikayelerinin izini süren, araştırmacı, yemeğe kendi yorumunu katarak uluslararası ödüller kazanan bir şef var karşımızda; Mehmet Ceneran.
Eserlerinin her biri çok kıymetli, her biri üzerine sayfalarca yazılabilir, saatlerce konuşulabilir fakat ben bugün hem anne hem eğitimci kimliğimle çok istifade ettiğim Geliştiren Anne-Baba üzerinde durmak istiyorum.
Anne babalarımız “çocuklarının iyiliği için” onların yerine tüm görev ve sorumlulukları üstleniyorlar.